*Su sesi, kadın sesi, para sesi.
Adamına göre ses.
*Köpeklerin duası kabul olsa gökten kemik yağar.
İnşallah gökten hiçbir şey yağmaz.
*Temel’in genç ve güzel karısı ölür . Birkaç gün sonra karısını ziyarete giden Temel , mezarın başında ağlayan köyün yakışıklı gencini görür ve çocuğun omuzunu okşayarak :
- Yeğenum üzülmeyesun. Yakında yine evleneceğum.
*Şeytana uymak.
Beraberlik.
*Erken öten horoz kesilir.
Yazarlar alınmasın.
*İki adam çıplaklar kampında konuşmaktadır . Birisi göz banyosuna geldiğini söyler .
Diğeri :
- Ben de tedaviye geldim .
- O nasıl tedavi ?
- Ben yankesiciyim de .
*Oba altından soba göstermek.
Cari.
*Askerimiz fakirden karavanası bakırdan.
O eskidendi.
*Temel İstanbul’a gelir , akşam bir hatun bularak kaçamak yapar .
İyi bir restorana giderler . Yemekten evvel aperatif olarak 2 / 3 duble votka atan Temel , iyice kafayı bulur .
Temel’in arkasına gelen kemancı :
- Bir serenat ister misiniz ?
Temel :
- Başka bir masaya olacak , ben şiş köfte istemiştum .
*Kuş uçmaz kervan geçmez.
Çöl.
*Hem nalına hem mıhına.
Vur bakalım.
*Moiz’in oğlu Mişon , babasına sorar :
- Açıkgöz kime derler ?
Babası :
- Açıkgöz , arkadaşını bile kazıklayana , bazı şeylere göz yumana derler .
Mişon , babası yokken eve gelen annesinin dostunu hatırlayarak :
- Baba sen çok açıkgözsün .
*Acemi kaptana her rüzgâr ters gelir.
Rüzgârın muzipliği.
*Atma Recep din kardeşiyiz.
Recep Bey üzerine alma, bu atasözü.
*Temel , karısı ile hemşerisi olan bakanı görmeye Ankara’ya gider .
Üstü başı çok pistir .
Bakanın sekreteri :
- Madem bakanı göreceksiniz bari gömleğinizi bir değiştirseydiniz .
Temel karısına çıkışır :
- Ula demedum mi sana kahverengi pantolonla ile mavi cömlek citmez diye.
*Anandan evvel ahıra girme.
Eşek teper. Ankara.
*Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.
Hep o kafadayız.
*Okulda hoca , kucuk Temel’i derse kaldırır , Amerika’yı kimin keşfettiğini sorar . Temel’de ses yok .
Hoca kızar :
“Kristof Colomb” diye bağırır . Temel yerine geçip oturur .
Hoca iyice kızar :
- Sana kim oturmanı söyledi ?
Temel :
- Efendum ben bilemeyunce siz başkasinu çağurdunuz da .
*Güvendiğim dağlara kar yağdı.
Kim dedi dağa güven diye.
*Ana kuzusu.
30 yaşında hala bebe. Ankara.
*Temel ölüm döşeğindedir . Karısına itirafta bulunur :
- Fadime beni affet . Evdeki çalışan karuyla seni aldattum .
Fadime :
- Sen da benu affet , ben da seni onun için zehirledum da.
*Veresiye yiyen cebinden yer.
Cepte varsa.
*Yedisinde neyse yetmişinde odur.
Yetmişteki de çocuk sayılıyor.
*Ağlama duvarında , hergün aynı saatte bir yahudi dua etmektedir .
Bunu izleyen bir gazeteci sorar :
- Dualarınız kabul oluyor mu ?
- 40 senedir aynı yere , aynı saatte geliyorum ve dua ediyorum .
- Peki ne hissediyorsunuz ?
- Doğrusunu söylemek gerekirse artık duvara konuşuyor gibiyim !
*Yürekler acısı.
Cinayetler,kadına şiddet.
*Tok açın halinden anlamaz.
Biraz anlasa...
*Preveze Deniz Savaşı için Andrea Doria hazır , Barbaros’u beklemektedir . Direkteki gözcü bağırır :
- Türk donanması göründü !
Andrea Doria :
- Kaç gemi ?
- Yaklaşık onbeş gemi .
Andrea Doria memnun . Kılıcını ve yaralanırsa kanının görünüp askerlerinin moralinin bozulmaması için “Bir de kırmızı gömlek getirin” der .
Gözcü tekrar bağırır :
- Arkada üçyüz gemi daha göründü !
Andrea Doria tekrar aşağı seslenir :
- Bana bir de kahverengi pantolon getirin !
*Papaza kızıp, oruç bozulmaz.
Zaten çok oruç tutan yok.
*Oğlana bağ bağışlanır. Oğlan bir salkım üzüm vermemiş.
Daha fazla gâvurda.
*Yaşlı bir Türk iş adamı karısı ile Paris’e gider . Akşam tiyatroya gidecekler .
Karısı giyinmek , süslenmek için bir iki saat odada kalmak ister . Kocasını aşağıya gönderir . Adam lobide dolaşırken genç ve güzel bir kız adama işaret eder.Adam yanına gider, kadın odasına çıkmayı teklif eder . Adam kaç para diye sorar . Kız 200 Frank ister . Adam elini cebine atar ama cüzdan odadadır . Cebinde yalnız 50 Frank vardır . Kıza gösterir , kız kabul etmez ve gider . Bir müddet sonra süslenmiş karısını koluna takmış salondan geçerken genç kızla karşılaşır . Kız gülümseyerek adama :
- 50 Franga’da ancak böylesini bulursun .
*Eşeğini sağlama bağla sonra Allah’a tevekkül ol. Ankara
Dinleyene.
*Yufka yürek.
Nazik.
*Alman turistler Mısır’da ehramları gezmektedir . Rehber de kendilerine tarihi bilgi vermektedir .
Bu arada kumun çok sıcak olduğunu , kuma bir yumurta konursa 3 dakikada pişeceğini söyler . Hans da biraz ileride kumda oturmaktadır .
Karısı telaşla bağırır :
- Hans çabuk ayağa kalk !!
*Havlayan köpek ısırmaz...
Deseler de inanma.
*Ölmüş eşek kurttan sakınmaz. Ankara.
İyi bir cesaret.
*Adam askerden döner . Evde bir Arap çocuk ! Yokluğunda çocuk olmasına mı yoksa Arap olmasına mı yansın ? Karısına sorar , karısı :
- Çocuğumuz oldu fakat sütüm yoktu . Arap bir süt nine tuttum .
Adam bu işe inandıysa da ertesi gün annesine gidip karısının söylediklerine inandığını , doğru olabileceğini annesine anlatır .
Annesi uzaklara dalıp düşünmeye başlar .
- Ne düşüneysun anacuğum ?
- Çok eskileri . Benim de sütüm olmamıştı .
Sana inek sütü içirmiştim de...
*Halep ordaysa arşın burada.
Halep yerinde, giden yok.
*Durup dururken yılan sokmaz.
Sen de üstüne bas.
*Bir adam Doktor Temel’e gider . Temel muayane eder :
- Bundan böyle sigara , kadın , içki , kumar yok .
- Doktor bey ben bunları yapmazsam daha mı uzun yaşayacağım ?
- Zaman sana uzun gelecek .
*Al birini vur diğerine.
1x1 elde gene 1.
*Aşağı tükürsem sakal yukarısı bıyık.
Tükürmek ayıp.
*Temel akşam eve gider . Ne sofra hazır , ne yemek var , ne de ortada kimse... Fadime diye üst kata bağırır .
Fadime :
- Gürültü etme , güzellik uykusuna yattum .
- Uy desene hiç yemek yiyemeyeceğuz .
*Alışmamış kıçta don durmaz. Ankara.
Donsuz gezenlere bak.
*İki cambaz bir ipte oynamaz.
Ya siyasiler.
*Karadenizli bir grup , turla İngiltere’ye geziye gider . Tur bunları çift katlı otobüse bindirir . Şehri dolaşmaya başlarlar . Aşağıda oturanlar şarkılarla , güle oynaya etrafı seyrederler . Yukarıdakiler de ise hiç ses yok . Koltuklarına yapışmış , nutukları tutulmuş bir vaziyette tir tir titremektedirler . Aşağıdan yukarıdaki sessizliği farkeden tur lideri , yukarıya çıkar :
- Nasılsınız arkadaşlar ?
- Nasıl olacağız , ölüp diriliyoruz . Bu şoförsüz otobüsün kaza yapması işten bile değil .
*Şu kahpe dünya.
Daha iyisi var mı?
*Alışmamış çarık giyerse düztaban olur. H. Cindoruk.
Şehirlere göç.
*Moiz’le Rachel evlenirler . Moiz daha yeni işe başlamaktadır ve kazancı da çok azdır. İleride çocukları için yataklarının başına kumbara bağlarlar ve beraber olduklarında Moiz’in kumbaraya para atmasında mutabik kalırlar . Gel zaman git zaman çocukları doğar . Mektebe başlayacağı zaman kumbarayı açarlar . İçinde Moiz’in attığı madeni paralardan başka kağıt 5 , 10 hatta 50 liraliklar da var . Moiz hayretle Rachel’e sorar :
- Rachel bunlar ne ?
Rachel :
- Herkes senin gibi nekestir ?
*Yeni doğanın ne olacağı bokundan bellidir.
Kokusundan mı renginden mi?
*Ağlarsa anam ağlar gayrısı yalan ağlar.
Analar hiç susmadı.
*Köylünün boğası yaşlanır , tembelleşir , yerinden kalkamaz olur ve devamlı geviş getirir . Köylü boğasının ihtiyarladığını düşünerek pazardan yeni boğa satın alır . Yeni boğa , oradan oraya , inekten ineğe koşmaktadır . Bu arada köylünün emektar boğası da hareketlenir . O da oradan oraya koşmaya başlar .
Köylü kızar :
- Ulan bu kadar kuvvetin vardı da neden bana masraf ettirdin ?
Eski boğa dile gelir :
- Beni de inek zannetmesin diye koşuyorum .
*Etliye sütlüye karışmaz.
Partisiz.
*Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır.
2011 kışı.
*Köyden gelen hizmetçi bir gün evin hanımının yatağını düzeltirken eline bir kondom geçer , çığlık atar . Yanına koşan hanımı ne olduğunu sorar . Hizmetçi hanıma prezervatifi gösterir . Hanım :
- Normal değil mi ? Siz böyle şeyler yapmaz mısınız ?
Hizmetçi :
- Yaparuk da derisini yüzmeyuz .
*Oyunda olmadan, gol atmak kolay. Bir siyasi.
Gazeteciler.
*Nane mollanın teki.
Çok var.
*Kekemenin biri bara girer .
Barmene :
- Ba ba bana bi bir wi wi whisky ve ve ver .
- Ha ha hangisi j... b... mi yo yok yoksa jo johny mi ?
- İyi eğleneceğiz , arkadaşımı buldum .-
- A a açik o olsun, J..B.. ve ver .
O sırada bir müşteri daha gelir . Bir duble rakı ve beyaz peynir ister.
Barmen gayet düzgün :
- Rakıya buz mu , su mu istersiniz . Kavun da vereyim mi ?
Bunu duyan kekeme bozulur , rakı isteyen adam gittikten sonra barmen’e sorar :
- He he hemşerim , se sen be be benimle da da dalga mi ge geçtin ?
- Ha ha hayır , be ben a asıl o onunla da da dalga geçtim .
*Gözden uzak, gönülden ırak.
Mesafeye bağlı.
*Pırlanta gibi çocuk. Nerede bu?
Kaç krat?
*Temel , eşeği ile dağda gezerken , eşkiyanın silahı ile burun buruna gelir .
Yavaşça eşeğin arkasından kayarak yere iner , arkasına saklanır .
Eşek yürümeye başlar, Temel de emekleyerek ilerleyip eşeği siper almaya çalışır.
Eşkiya :
- Ulan ne yapıyorsun orada ?
- Efendum ben eşeğun sipasiyum , beraber gezeyruz .
- Bu eşek erkek ya .
- Efendum validem vefat etmiştur , pederumla cezeyrum . ( G. Nişlioğlu )
*Yarenlik. Ankara.
Zaman kaybı.
*Göz görmeyince, gönül katlanır.
Restoran da yemek.
*Temel iki sene sonra ilk defa evine gider. Evde bir yaşında bir çocuk vardır . Karısına sorar :
- Bu kim ?
Karısı :
- Uy herufim , senin oğlundur da .
- Yahu kari ben içi senedur eve celmeyrum .
- Uy aslanım , seni ne kadar sevduğumi bilmeysun , bak şu duvardaki tasvir çimun?
- Penum .
- Ha işte oğa baka baka çocuğu peydahladum Temel’um .
- Fadime öyleyse aç bir şişe raku .
Temel 3 / 4 kadeh içtikten sonra Fadime’ye bir tokat atar :
- Ula karu , bu tasvirin belden aşağusi yoktur da .
*Kız oğlan kız 6 aylık gebe.
Bazı işlerimiz.
*Şeytana ters giydirir pabucu.
Demek ikisi de şeytan.
*Genç bir kadın her balkona çıkışında parktaki genç adam eliyle geleyim mi diye işaret etmektedir . Buna çok kızan kadın , kocasına anlatır .
Kocası da :
- Çağır şu pezevengi .
Eve gelen adamı tabancayla tehdit edip uydurur ve dışarı atar .
Aradan zaman geçer . Kadın adama bu kötülüğü yaptığı için üzülür , gönlünü almak için pencereden gördüğü adamı kocası yokken yukarı çağırır .
Adam :
- Ağabeyim evdeyse gelirim... – L. Erdoğan -
*Mangalda kül bırakmadı. Bazı konuşmacılar...
Gazı kuvvetli.
*Ne şiş yansın ne kebap.
Temenni.
*Temel televizyonda reklamları seyreder . “Orkid” reklamını izledikten sonra yerinden fırlar , acele ile giyinip eczaneye gider , 10 paket orkid alır . Yolda , arakadaşı Recep’e rastlar . Recep :
- Ula Temel bu kadar orkidi ne edeceysun ?
- Ula haberun yok midur ? Bunlarla her şeyu yapaysun , ata bineysun , tenis oynaysun , voleybol oynaysun , yüzeysun...
*Abdestsiz namaz kılınmaz.
Bektaşi.
*Faydasız kilisenin papazını…
Papaz bize ne fayda yapsın ki Papa ortada.
*Hoca , Temel’i derse kaldırıp sorar :
- 5 x 7 kaç eder ?
- 33 .
- Ne dedun ?
- Kızma hocam , belçu biraz daha fazla edeydu .
*İpi ile kuşağı… Ankara.
Fakir.
*Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Suçu kimse kabul etmez.
*Adamın birini kurşuna dizecekler . Askerler son arzusunu sorarlar .
Adam birşey istemez . Onbaşı cebinden bir paket sigara çıkarır , bari yak bir sigara der . Durumu gören Çavuş Temel , onbaşıyı azarlar :
- Uy aluşturmayun oni .
*Hırsıza kilit dayanmaz.
Açık mı bırakalım.
*Tencere dibin kara seninki benden kara.
Partiler.
*Temel ile Dursun bakarlar ki Türkiye’de iş yok , Almanya’ya gitmeye karar verirler. Büyükbaş hayvan götüren bir yük gemisine kaçak binip , birer inek postuna bürünürler .
Gümrükte Alman memur bu ikisinden şüphelenip ikisini ineklerden ayırır ve önlerine bir tomar saman , bir kova su koyar .Mecburen samanı yiyip suyu içerler.
Birden Temel gülmeye başlar .
Dursun :
- Ula Temel neden cüleysun ?
- Ula Dursun , memur hala şüphede . Şimdi de öküz getiriyi da...
*Süt dökmüş kedi.
Bizde var mı?
*Kaşla göz arası.
El çabukluğu.
*Karadeniz’de sabah denize çıkan balıkçılar kasabaya dönerler . Hepsi yara bere içindedir . Kahveci , Temel’e sorar :
- Uy uşaklar ne oldi ?
Temel :
- Define bulduk paylaşamadık , aramızda kavga çıktı .
- Peçi defune nereyedur ?
- Biz öyle farzettuk da .
*Keskin sirke küpüne zarar.
Küp ucuz.
*Vermeyince mabut neylesin Mahmut.
Biraz eli açık olsa.
*İki Karadenizli Kapalı Çarşı’da gezerken vitrinde bir papağan görürler .
“Kuşa bak .” diye konuşurlarken , papağan :
- Merhaba hemşerim .
Adamlar utanır :
- Uy biz seni kuş sanduk , özür dileruz hemşerum .
*Bu başa bu traş.
Modaya uymak.
*Şaşkın ördek kıçtan dalar.
Bir parti başkanı.
*Temel karayollarında yol çizgisi çizmektedir . İlk gün 100 metre çizer . Herkes tebrik eder . İkinci gün 80 metre , üçüncü gün 60 metre her geçen gün Temel’de randıman düşmektedir .
Bunu fark eden idareciler :
- Temel hayrola , hergün randıman düşüyor ?
Temel :
- Kolay midur sanaysinuz her seferinde kovaya gidip boya almak ?
*El elden üstündür.
Kimse kabullenmez.
*Allah yürü ya kulum demeye.
Dünyayı fır dönersin.
*Doktor Temel , ameliyattan çıkar. Dışarıda heyecanla bekleyenler sorarlar :
- Doktor bey ameliyat nasıl geçti ?
Temel :
- Ameliyat iyu geçtu da hastanin ömrü yetmedu .
*Su uyur düşman uyumaz.
Bazılarımızda gece gezer.
*Avare kasnak. T. Erdoğan'dan.
Diğer partiler.
*Karadeniz’de iki yılan yolda . Biri , diğerine dönüp :
- Biz zehirli miyduk ?
Diğeri :
- Neden soraysun ?
- Hiç , dilimi ısırdum da .
*Denize düşen yılana sarılır.
Yunusa sarılsa.
* Ak akçe kara gün içindir.
Kara günde olduğumuza göre harca gitsin.
*Eskiden gazeteci , bir bakana sorar :
- Şehit ve asker anaları ağlıyor . Ne diyeceksiniz ?
Bakan :
- Benim de oğlum Amerika’da anası hergün ağlıyor . Sabır lazım .
*Zengin arabasını dağdan aşırır. Fakir düz ovada yolunu şaşırır.
Bizde fakir mi var. Gelir 10,000 Dolar.
*Görünen köy kılavuz istemez.
Gözün görüyorsa…
*Otelci Temel’in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalar :
- Boş odanız var mı ?
- Kimsinuz ?
- Jose De Santana De Monte Cristo De Santa Cruzo .
- Ha pu kadar uşağa yerum yok !
*Vur patlasın çal oynasın.
*Söyleyene değil söyletene bak.
*Temel çirkin bir kadınla evlenir.
Cemal sorar:
- Karın nasıl?
Temel:
- Yüzi çirkun ama içi güzel.
- Öyleyse tersyüz et oni..
*Temel ile Cemal turist olarak Fransa'ya gider. Her tarafta De gol sözünü işiten Temel Cemal'e:
- Bu Fransızlar da çok manyak. 2 gol için bu kadar şamata...
*Tavşana kaç tazıya tut.
* Kaş yapayım derken göz çıkarmak.
*Temel, arkadaşı ile randevu evine gider. Evden çıkarken yukarıdan aşağıya inen bir Amerikalı, Temel'e çarpar ve I am sorry der.
Arkadaşı Temel'e:
- Ula Temel coni ne dedu?
Temel:
- Heruf hala oni sorayi da...
*Bu köprünün altından daha çok sular akar.
*Fakirin düşkünü beyaz giyer kış günü.
*Fransız turist Karadeniz'de kendini gezdiren şoför Temel'e, ayrılırken:
- Merci beacoup.
Temel:
- Ula oni sen yiyesun, iyilikte yaramayi ha bu cavurlara.
*İt ite it de kuyruğuna buyurur.
*Öyle bir yağmur. Sanki gök delindi.
*Temel'in oğlu, Temel'e sorar:
- Oçüz nedur?
Temel:
- İneğun kocasidur.
- Haçan boğa necidur?
- O da aile dostidur da.
* Acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir.
*Ölme eşeğim ölme. Hele bir yonca bitsin.
*Temel'in evinde ampul bozulur. Yeni bir ampul alır. Oğlunu omuzlarına bindirir:
- Ha uşağum ampulu yerleştirunce haber veresun bende döneyum.
*Atın ölümü arpadan olsun.
*Ayranı yok içmeye atlar gider sıçmaya.
*Felsefe hocası 100 puanlık tek soruyu, yanındaki sandalyeyi göstererek sorar:
- Bana bu sandalyenin varolmadığını kanıtlayın !
100 puan alan tek cevap:
- Hangi sandalye
*Çıkarken kapıyı çarpma belki dönebilirsin. Japon atasözü.
*Eski bir söz salla başını al maaşını.
*Kalp kalbe karşıdır.
*Laf ola beri gele
*Ne domatesin ne salatalığın ne hormonlu tavuğun ne de ceza ve kararların tadı kaldı. Nerede eski günler.
*Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı.
*Hrant Dink davası neticelendi. Çok şükür örgüt falan değil. Basit bir cinayet. Örgüt hayalmiş. Tabi inanana.
*Eski bir büyüğümüz Almanya'da sucuk fabrikasını geziyor. Fabrika o kadar modern ve entegre ki inekler bir taraftan giriyor, diğer taraftan sosiler çıkıyor. Fabrikayı gezdiren Alman:
- Nasıl buldunuz tekniğimizi?
Bizimki:
- Mükemmel...
Bir müddet düşündükten sonra Alman'a sorar:
- Sosisleri öbür taraftan yerleştirsek bu taraftan inek çıkar mı?
Alman:
- Bunu babanız başarmış...
*Temel sabah evden çıkarken tabancasını ve cep telefonunu cebine koyar. Cemal ile buluşurlar. Yolda yürürken Temel'in telefonu çalar. Acele ile tabancayı alıp kulağına koyar.
Bunu gören Cemal heyecanla:
- Yese basma... Yese basma...
*Bir turist Karadeniz'de rehberi Temel'e sorar:
- Sizde yıkıcı Tsunami var mı?
Temel:
- Bizde aile yıkıcı Rusinami var.
*Temel'i idam sehpasına götürürler ve son arzusunu sorarlar.
Temel:
- Bu bana eyu bir ders olayi da !
*Temel Dursunu da almış yanına para kazanmaya İstanbul'a gelmişler. İstanbul'da avare avare dolaşırken bir dükkan görmüşler:
Pantolon 5 TL
Gömlek 2,5 TL
Palto 10 TL
Temel'de şimşek çakmış:
- Ula Tursun bu fiyatlar harika. Biz şimdi buradan 100 tane pantol, 100 tane gömlek, 10 tane palto alsak, Trabizon'a dönsek, bunlari en az 3 kati fiyatına satar zangin oluruz da...
Dalmışlar dükkana...
Temel:
- Bana 100 tane pantol 500 Lira eder, 100 tane gömlek 250 Lira eder, 10 tane de palto, 100 Lira eder.. Alın şu 850 Lirayı yükleyin arabaya.
Dükkan sahibi:
- Siz laz mısınız?
- Nerden anladın daaa?
- Kardeşim bakmadınız mı? Burası kuru temizleme dükkanı...
KAÇAN DELİLER
Elazığ Akıl hastahanesinden personelin bir ihmali sonucu bütün deliler
kaçar,
Elazığ’ın cadde ve sokaklarına dağılırlar. Toplam 423 deli kaçmıştır.
Mülki makamlar panikler, Başhekime koşup "doktor bey ne yapalım" diye
sorarlar.
Başhekim > "Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin" der.
Doktor önde birkaç personeli arkasında trencilik oynayarak bütün
Elazığ’ı "çuf çuf" nidalarıyla dolaşırlar.
Başhekimin tahmini tutmuştur, bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar.
Lokomotif, yani başhekim treniyle hastahane'ye girince tüm kaçan
deliler hastahaneye geri dönmüş olurlar.
Akşam sayım ve kontrol yapıldığında kaçan delilerden hiçbiri geri dönmediği 423 yerine
hastaneye 651 yeni deli girdiği anlaşılır
C. ATEŞ
*Köylü Mehmet,arkasında üç karısı ile yürüyerek kasabaya gitmektedir.
Birden dönemeçte atın üzerinde, güzel karısı dillerde olan ağa,bizimkileri durdurur:
-Ulan Mehmet nereye gidiyon?
Mehmet:
-Kasabaya alışverişe ağam.
-Bu arkandakiler de kim?
-Haremlerim ağam.
-Ulan bu çirkin karılarla nasıl yatıyon?
-Ağam, güzelle herkes yatar.
*Maliye bakanı-Çapraz vergiler-Mükellef hapishane ile taşınacak
-Ekonominin içine etti.
*Olmazsa olmaz,bacınız,biraz da acımız
-Sayın Öcalan,tabi sayın değildi-Amerika'da çiftlik,
tek sorunu Onbaşı Mesut-İstanbul bankası da bize emanet
-Allah'ı size emanet ediyorum-Hoşçakalın-
*Temel,nişanlısı Fadime'yi gezdirmek için arabasına bindirir.
Vitesi değiştirirken eli nişanlısının bacaklarına değer.
Fadime kıpkırmızı olur.Temel de utanır,özür diler.
Bir süre sonra evlenirler,balayına çıkarlar.
Bodrum'da kalacakları otelin önüne gelince Temel kontağı
kapatır.El frenini çekerken eli yine istemeden Fadime'nin
bacağına değer.Temel özür diler.
Fadime:
-Biz artuk evlenduk,daha ileri cidebilursun.
Temel arabayı çalıştırır ve Marmaris'e doğru yola koyulur.
*İnönü'yü sırtından vurdu-Köy Kop hayali-Bir şair
Su kullananın,toprak işleyenin ( Sanki Lenin)
Tv'de konuşuyor:
"Ucuzluk için domatesten aracıyı kaldırırım"
Yurt dışına üç senede bir çıkış
Kıbrıs'a 'Pir' çıkış- Fethullah'a saygı...
Mavi gömlek,Lenin kasketli-Baş veziri Hüsamettin ve Hanımköylü idi.
-Nankör kedi-Havada uçan anayasa-Canilere,hırsızlara af
Bir yazar kasa ayakları altında parçalandı
Mustafa Kemal'e nispet;Vahdettin hain değildi!
Büyük aşk-Oysuz gitti...
*Temel,bir devlet dairesine gider.Memur ismini sorar.
Temel:
-İsmim Temel ama içinde Z yok.
Memur:
-Temel'in içinde Z olmaz ki.
-Biz ne deduk?
*80 darbesi...
Demirel'e seçim yasağı,sonra da "Özal'a oy vermeyin" nutukları...
Okullarda dini ders zorunlu
Gülen'in Evren sevgisi-Kenan cennetlik...
Kürtçe konuşma yasağı, Boğaz'da inşaat yasağı,
Arsan var,vergi ödersin; tek kat dahi ev yapamazsın.
Şimdi keman çalıp,resim yapmakta...
*Temel ölür. Fadime kız arkadaşı ile birlikte mezara gider ve
dua ederler.Dua bittikten sonra Fadime mezara doğru kıçını açar.
Arkadaşı:
-Kız terbiyesiz ne yapıyorsun?
Fadime:
-Hiç,rahmetli "kıçın mefta diriltir" derdi de...
*Takunya modası...
İcraatin içinden...
Anayasayı bir kere delsek...
Benim memurum işini bilir-Rüşvetin onayı-
-163'ü kaldırmakla din siyasete yerleşti.
-Hayali ihracatla devletin soyulması,enflasyonun başlangıcı
-Bir koyup üç alalım...Alttan girip üstten çıkarız-Şortla askeri teftiş
Amerika'ya akıl-Papatyalar,hediyeler!...
*Dış ticaret müsteşarı-Hayali ihracatın baş mimarı
Suyu kolonya diye sat,%40 vergi iadesi al
Devletin soyulması-Enflasyon-Ahlak yıpranması
*İki Karadenizli vapurla Amerika'ya giderler.Yolda birbirlerine
söz verirler,et yemeyecekler.Domuz eti olabilir.
Amerika'da bir pazar günü gezerlerken burunlarına mis gibi bir
et kokusu gelir.Bakarlar "Hot Dog" yazısı.Biraz İngilizce öğrendikerinden
bunun domuz olmadığını anlarlar.
Başları ile birbirlerini tasdik ederler,içeri girip iki sipariş verirler.
Çıkarken Recep paketi açar,"Uyy" diyerek kapatır.
Temel:
-Ne oldi uşagum?
Recep:
-Hiç,sağa cöpeğun neresu celdu da?
*Adamın koyunlarını kurt yemektedir.Adam bilen Sülü'ye gider.
Sülü,çobana bahçesinin çerçevesini telle çevirmesini söyler.
Adam teli çevirir,fakat sabah kalktığında ne görsün kurt koyunu yine kapmış.
Yine bilene gider.Sülü bu kez "etrafına duvar ör" der.
Duvar örülür ancak ertesi sabah adam bakar ki kurt koyunları yine kapmış.
Yine doğruca Sülü'ye koşar.Durumu anlatır ve sorar:
-Başka çare yok mu?
Sülü:
-Bende çare yok,tükenmez ama denemekle sende koyun kalır mı?
(TV S.Demirel'den)
*Yine Sayın Demire'den: Deveye sormuşlar: İnişi mi seversin,
yokuşu mu? Deve:
-Düze ne oldu? ( TV'de)
*Irak Savaşı öncesi yüzlerce ahkam kesen,çok konuşan oldu.
Yalnız Demirel:"Irak'a girmek kolay, çıkmak zor" demişti.
-Tek bilen,iyi bilen...
*Temel,sigarasını kibritle yakmak ister.Kibrit yanmaz.Fırlatıp atar.
İkinci bir kibrit dener,sigarasını yakar,söndürüp tekrar kutuya
koyar.
*Bir adam karısına çamaşır makinesi diye hitap etmektedir.
Bir gece yarısı adam,karısını dürter:
-Hadi...
Kadın:
-Bu saatte koca çamaşır makinası,buruşuk bir çorap için çalıştırılmaz.
Yat aşağı...
*İmza komedisi:
İmza atıp ertesi gün "geri çektik" diyorlar.
Bir tüccar senede,anlaşmaya imza atsa 1 hafta sonra da "imzamı geri çektim"
diyebilir mi? Bu yanlış hak yalnız onlarda mı?
İmza at, geri çek, arada bir de imzanın arkasında dur!
*Futbol bir oyun,bir eğlencedir.Kumarda hile yapanı
adalete şikayet edebilir misin!?
Bu kendi kuralları içinde halledilir.
*6 ay önce bir kanun çıkıyor.
6 ay sonra sil baştan...
İtiraz da,"biz imzamızın karşısındayız" deniyor.
Birincide imza karşısında neden olunmadı?
*Cemal Temel’e sorar:
-Ula uşağum Fadime’ye kaç para harçlık vereyisun da?
Temel:
-2 lira uşağum.
Cemal:
-Az değil mi?
Temel:
-İçkisi, kumarı, kaçamağı yok. Kendisi de karudur da…
*Temel,karısı Fadime ve küçük oğlu otururlarken küçük Temel annesine:
-Babam ceketini çıkarttı,sonra pato...
Temel:
-Sus ulan.
Annesi:
-Anlat oğlum,korkma.
Temel:
-Babam hizmetçiyle,senin postacıyla yaptığını...
*Uyuşturucular insanlara zararlı, yasak… Ya Çin’den gelen oyuncak ve okul malzemeleri?... Serbest!
*Her kademede virüsler…
Burası Türkiye.
*Polis başmüfettişi, kalpazanlarla para sayarken yakalandı.
Burası Türkiye.
*İnsanlar kıvırdıkça kıvırdıkça kaybederler.
Ama bunu idrak etmezler.
*Sabıka kaydı yalnız sabıkalılara verilir. Zaten adam sabıkasını biliyor. İsteyene verilmeli.
Hokkabazlık, insan hakları diye suçlunun korunması.
*Eskiden mecliste her ekalliyetten mebuslar vardı. Şimdi yok.
Demek ayrımcılık boş söz…
Ramazanda Temel oruc tutmamaktadır.Cemal kızar:
-Ula usağum, sen cavurmusun oruc tutmaysın?
Temel
-Usağum ben seferiyim
-Ne seferi hep burdasın ya
Temel:
-Doğumum Of''tadur da...
*Genç ve güzel bir kız günah çıkarmak için kötün papazına gider.
-Günahkarım pederim.
-Söyle kızım.
-Karısının evde olmadığı birgün fırıncının evine gittim,
onunla günah işledim.
-Allah büyüktür affeder kızım.
-Eczacı ile de yaptım.
-Allah affeder kızım.
Papaz her seferinde hiç kızmadan Allahın affedeceğini söyler.
-Birşey daha söyleyeyim,der kız.
-Komşu köyün papazı ile de yattım.
-Sen şimdi cehennemliksin ulan.Senin köyünde papaz yok muydu?
Bu fıkrayı okuyan Temel'in yorumu:
Arhavi'de beni pas geçen bütün güzeller cehennemde yanar.
*Temel'in gözü hep dışarıdadır.Karısı,Temel'i hergün azarlar:
-Uy uyuz heruf,hergün pis karularla gezeysun.
Temel bir gün oğlu Dursun'a sorar:
-Ula Dursun anan nereyedur?
Komşuya cittu.
-Uy Dursun aslanum,yakında sağa leylek bir kardeş getirecek.
-Uy buba anam duymasun.Şimdi de leyleklerle mi cezeysun da?
*Siyasette İnönü'ye kibar.
-Başımıza çok siyasi yetiştirdi.
*Gaz vardı da biz mi içtik?
-Barajlar yaptı, GAP'ın temelini attı.
-5 sene dolar oynamadı.5 sene enflasyon sıfır.
-Gene de 70 cente muhtaç.Dostlarına vefakar.Aile resimleri
-Yol yürümekle aşınmaz.
-Kıbrıs çıkartmasına karşı idi,önerisi:Fazla paraşütçü (DİNLEDİM)
-Borç yiğidin kamçısıdır.
-K.Evren ona haksızlık etti.O, gene de defalarca geldi gitti.
-Sadece bir iki şapkayı kaptırdı.
-En çok imam hatip açmakla övündü.
-Dün dündü, bugün de bugünlere geldi..
*Kavağın yanında bir kabak filizi boy gösterir.
Bahar ilerledikçe bitki,kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlar.
Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş bir hızla büyür,
neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelir.Birgün kavağa sorar:
-Sen kaç ayda bu hale geldin?
-On yılda.
-On yılda mı? Ben neredeyse 2 ayda seninle aynı boya geldim.
-Doğru.
Günler günleri kovalar ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında
kabak önce üşümeye başlar,sonra yapraklarını düşürmeye...
Soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlar.
Endişeyle kavağa sorar:
-Neler oluyor bana kavak?
-Sonun geliyor!
-Niçin?
-Benim 10 yılda geldiğim yere 2 ayda gelmeye çalıştığın için!!...
*Türkiye,parti ile değil dürüst medya ile kurtulur.
*Tanrı uludur.Tanrı'dan başka yoktur tapacak.
*Adnan Bey,ayaklanan talebeleri pencereden izlemekte.
Geri dönüp,duvardaki resmine:
-Adnan bunun sonu ne olacak?
Resim dile gelir:
-Beni indirip,sizi asacaklar!
*Kendimizi iyi tartmalı,bilgi ve cehaletimizi ileri ülkeler ile
mukayese etmeliyiz.
*Avrupa Birliğini neden istiyoruz,faydası nedir?
Bunu halkın yarısı bilmemekte...
*Temel,askerde paraşütle uçaktan atlar...
Yere doğru süzülürken bir de ne görsün,Dursun da aşağıdan
yukarı doğru geliyor.
-Ula Temel,nereden geliysun?
-Uçaktan uşağum.Sen nereden geliysun?
-Ben da aşağı ki cephanelikten da!
*Yassı ada
-Gazeteler o kadar beyin yıkamıştı ki çok kimse asılması taraftarıydı.
-Bu arada Polatkan ve Zorlu kurunun yanında yandı.
-Gene bir gün Yassı ada mahkemesinde dinleyiciler arasında yan
tarafımda oturan Zorlu'nun annesi ağlamakta,oğluna el
sallamakta.
Karşıdan hiçbir hareket yok.Annesi "Bana baktı,beni gördü değil mi?"
diye ağlamaya devam ediyordu. (Bu manzarayı hiç unutmam.)
*Yassı Ada hakimi Başol,kaba ve sert.
Neredeyse kürsüden inip Adnan Bey'i sille tokat dövecek.(Yüz karası)
*"Başol" da,eşşek başı ol demişler...Sakın Yassı Ada'da başol olma.
*1960'larda Akşam Gazetesi sahiplerindendim.
Dolayısıyla bu hadiseleri içinde yaşayarak,çok iyi ve gerçek hatırlıyorum.
* Ağanın kızı Fadime biraz oynaktır. On beş yaşına geldiğinde annesi, babası
kendi usulleriyle ara sıra kızlarına nasihat ederler:
- Aman kızım dikkat et, birinin altına yatanını karnı şişer.
Bir gün yemek yerlerken kız, kendi kendine gülmeye başlar.
Annesi:
- Kız ne gülüyon?
Kız:
-Hiç. İmamın karnı şişecek de.
* Yeter! Söz milletindir. - Bu defa CHP tuş, ezan tekrar Arapça.
- Tahkikat komisyonu - Vatan cephesi - Demokrasiye dur.
- Odunu dahi seçtiririm. (İmparatoru Kalikula'da atını Senator yapmıştı.)
- Grupta "Siz öyle güçlüsünüz ki, anayasayı değiştirir, hilafeti bile getirebilirsiniz."
- Orduyu yedek subaylarla da idare ederim.
- Her mahallede bir milyoner olacak.
- Memur savcı ve hakimleri zorla emekli.
- 6 Eylül hadiseleri-
- Sözen ile büyük aşk
- Ekonomi kötüye, altınlar İngiltere'ye rehine.
*Temel,Amerika'da jüri üyesidir.Gangsterin ölüme mahkum
olacağına kesin gözüyle bakılmaktadır.Gangsterin adamları,
jürideki Temel!e:
-Diğer jüri üyelerini müebbet hapse ikna edersen sana bir
milyon dolar veririz.
Bütün jüri üyeleri içeri girer,uzun süre dışarı çıkmazlar.
Neticeyi gansterin adamları heyecanla beklemektedir.
Temel büyük bir zafer edası ile dışarı çıkar,gangsterin adamları:
-Ne oldu?
Temel:
-Bu Amerikalılar manyak mi nedur? Bütün jüri üyeleri suçsuz diye
tahliyesini istediler.Ama ben neticede müebbete çevurtturtum da...
*Dinimizde kötülüğü önlemek için bir söz vardır: “günahtır etme “ diye
Dinleyen nerde!?
*Bizler, bazen kafayı üşütüp kendi çocuklarımızı da öldürüyoruz. Acaba bu kafa üşütme, hayvanlarda da var mı?
Yalnız bizlerde mi?
*Eskiden hanımların kollarında sıra sıra bilezikler, boyunlarında dizi dizi altınlar olurdu. Şimdi ekonomiden ve boğazlanmadan dolayı altınları sergileyen yok.
*Arap baharında birçok ülkede halkın istediği oldu.
Artık “isteriz” in sonu gelmez.
*Temel 20 yaşına gelir.Kasabayı küçük bularak, İstanbul'da iş tutmaya
karar verir.Babası,İstanbul'un çok büyük bir şehir olduğunu,ticaret yapmanın
çok zor olduğunu kendisine söylese de Temel'e dinletemez.
Neticede Temel'e bir miktar sermaye, bir de öğüt verir:
-Madem gidiyorsun,bari dikkat et;İstanbul'da Museviler
ne iş yapıyorsa o işlerden birini tut.Zarar etmezsin.
Temel İstanbul'a gelir,vapurdan iner,sokak aralarında
aylak aylak yürürken, bir de bakar ki aksanından Musevi
olduğunu anladığı biri " Eskiler alırım!" diye bağırıyor.
Temel hemen eline tesbihini alarak adamın arkasına takılır.
Adam sözünü bitirince Temel peşinden:
-Ben da, diye nara atar.
*Ak partisi kolay kolay iktidardan indirilemez. Ne zaman ki açıkça Atatürk’e karşı olduğunu belirtirse…
*Dersim’i sorgulamaktan asıl maksat Atatürk’ü sorgulamaksa, altında kalırlar!
*Bedelli askerlik çıktı. Yanlış ifade.. Doğrusu, askerliğin bedeli çıktı.
*İsviçre’de herkes askerlik yapmak mecburiyetindedir.
Her sene birkaç hafta askere alınırlar. Eve dönerken de silah, elbise ve mühimmatlarıyla evlerine dönerler. Bizde böyle olsa, çok cümbüş olur, kaç cephe açılır; birbirimizle fiili tatbikat yaparız.
*Missouri gemisi Istanbul'a gelmisti.İsmet Bey motorla gemiyi ziyarete gider.
Gemi,İsmet Bey'i karsilamak icin top atislarina baslar.
İsmet Bey elini kulağına siper ederek:
*Karadenizde, balık üzerine bir konferans düzenlenir.Bu konferansa konuşmacı
ünlü bir Amerikalı blim adamı davet edilir. Amerikalı, bir kafta erken gelir,
hem tatil hem de karadenizlileri yakından tanıma fırsatı bulur,kendini sevdirir.
Konferans biter.Ayrılık gününde, Karadenizliler bir araya gelir:
-Amerikalı'ya öyle bir hediye alalım ki bizi unutmasın. Kullanışlı olsun,
hep bizi hatırlasın.
Temel el kaldırır:Sünnet etturelum da!..
*İkinci Dünya Savaşı'nda çadırda yaşlı iki albay aralarında konuşmakta...
Bir ara söz,hanımları ile bu yaştan sonra yatmanın bir vazife mi
yoksa angarya mı olduğu konusuna gelir.Münakaşaya girerler
ve bir sonuca varamazlar. Kapıda nöbet tutan Kürt Mehmet'i
çağırarak sorarlar:
-Memo söyle bakalım, bu yaştan sonra bizim hanımlarımızla yatmamız
vazife mi yoksa angarya mı?
Mehmet:
-Vazifedir efendim.
Diğer albay:
-Neden ulan?
Mehmet:
-Efendim angarya olsa biz yapardık.
*Çok eskiler araştırılıyor, yakındaki tezkere hadisesini araştırıp
sorgulayan yok. Geçmemesi iyi mi oldu, kötü mü?
*Seçilmişler, tutuklanmaz diye konuşanlar var. Bunlar bağımsız girip seçilmiş mi yoksa Menderes’in ifadesi gibi “odunu da seçtiririm” misali parti mi bunları ön sıraya koyup seçtirmiş.
*Cezaye kitakse: Savcı yüz bin Euro rüşvet alırken suçüstü yakalanıyor; 2 ay vazifeden men cezası…
*Şimdi televizyonlarda merhum Aziz Nesin’den sonra bizlerin ne kadar akıllı olduğumuz tartışılıyor. Biraz da ahlak tartışılsa…
,
*Temel Cemal'e:
-Bugün çok sinirliyum.
Cemal:
-Hayrola uşağum?
-Parkta oturaydum.Yanıma güzel bir kız oturdi. "Siz ne yakışıklı adamsınız" dedi.
"Uy kurban olayum sana.Bize çay içmeğe gidelim mi? " dedum.
"Olur" dedi.Pen çok heyecanlandum fakat o yerinden bile kıpırdamadi.
"Hadi cidelum" dediğumde, "bu bir kamera şakasi, akşam televizyonda seyredebilirsiniz" dedi.
*Genç hanım öğretmen, ilk okulda öğrencilerine sorar:
-Çocuklar insan vücudunda istem dışı çalışan şey nedir?
Öğrencilerden 9 yaşında bir çocuk atlar:
-Tiktir öğretmenim.
-Aferin oğlum senin adın ne?
-Tüleyman hocam.
Kısa bir sessizlik.Genç öğretmen:
-Otur yerine sersem..!
*4.Başbakan-A'dan Z'ye herşey bozuk.
(İyi ki Çin alfabemiz yok.)
*Hükümetin vergi alabilmesi:
Bütün parasal girdi çıktıların bankadan ve çekle olması,bütün sektörlerin
ve fatura kesmek mecburiyetinde olanların kredi kartı kullanması ile olur.
Bu ne zaman olur: Balık kavağa çıkınca...
*Karadeniz illerimizden birinde tecavüz olayı olur.Emniyet güçleri
5 şüpheliyi kadınla yüzlestirmek için sıraya dizerler.Kadın,adamlara bakarken Temel atlar:
-ha işte bu karidur da.
*Sene 1930'lar.Ankara'da,annem pazar günleri beni Orman Çiftliği'ne götürürdü.
Mustafa Kemal de gelir,arkadaşları ile otururdu.
Burası Orman Çiftliği'nde,bir metre yükseklikte,halkın görebileceği büyük bir salondu.
Herzaman gider, 3-5 metreden Mustafa Kemal'i seyrederdim.
Bana doğru baktığında,çağırır kerrat cetvelini sorar,diye hemen oradan uzaklaşırdım...!
*Mustafa Kemal'den sonra gelen siyasiler dini kullandılar.
Bugüne zor geldik.
*Doğu'nun bugünkü durumu eski siyasilerin ihmali ve vebalidir.
*80'lik ihtiyar 20'lik kıza aşık olur,evlenirler.1 yıl sonra ihtiyar, karısını
doğum yapmak üzere hastaneye getirir.
Hemşire gelip adamı tebrik eder:
-Bu müthiş birşey. Bu yaşta nasıl başardınız?
-Bu yaşta motoru sıcak tutacaksın kızım.
Ertesi yıl 80'lik ihtiyarın 20'lik karısı tekrar hamile,
hastaneye getirirler.
Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde:
Tebrik ederim bu olağanüstü bir şey.
-Sana söyledim kızım,motoru sıcak tutacaksın.
Bir sonraki yıl ihtiyarın karısı yine hamiledir.
Gelen hemşire, ihtiyara:
-Vay be! Ne erkekmişsin!
İhiyar:
-Motoru sıcak tutacaksın kızım!
Hemşire:
-Eh! Artık yağı değiştir. Bu defaki zenci!!..
*Geçmişteki hadiseleri gereksiz çomaklarsak, pis kokular çıkar.
Geçmişe değil, geleceğe bakmalı.
*Halk Partisi hedef alınıp hergün hırpalanırsa, ezilmeden dolayı halkın acıma hissi gelişir;
Halk Partisi oy kazanır.
*Dersim hadiseleri nedeniyle iki partinin çatışması üzerine, yabancının bir açıklaması gibi
açıklama, biraz garip olmadı mı? Kime fayda, kime zarar?
Gereksiz iş ve işlemler...
Eğri oturup doğru konuşalım; başka parti yoktu ki başka partiyi suçlayalım.
Keskin sirke küpüne zarar!
*Eski oyunlarda uzun eşşek bilyeyle kafa karış, aşıkla cuk oturdu oyunları vardı.
Bugün bilgisayar oyunları..Nereden nereye geldik de bazı zekailer koduğum yerde.
*Gazeteler baskı üstüne baskı,yazıyor,yazıyor:
Kıyma edilen talebeleri,Bayar'ın Isviçre'deki 109 milyonunu yazıyor.
-Yassı ada-Medya bastırdı,asker astı...!?
*Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile'ye, Hasımlarından biri
-Efendim, kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?
Galile:
-Doğru. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?
Teksaslı üç cerrah, golf oynarken yaptıkları başarılı operasyonlardan bahsediyorlar.
Birincisi:
- Teksas'taki en iyi cerrah benim. Hastam olan piyanist, bir kazada yedi parmağını
kaybetmişti. Ben ameliyatla yeniden diktim, sekiz ay sonra İngiltere kraliçesine
özel konser verdi.
Diğeri.
- O da bir şey mi? Genç bir adam kazada iki bacağını ve kolunu kaybetmişti,
ben yeniden monte ettim. İki yııl sonra olimpiyatlarda atletizmde altın madalya kazandı.
Üçüncüsü:
-Beyler! Siz daha amatörsünüz. Birkaç yıl önce, kokain ve alkol ile kafayı çekmiş bir kovboy
atını saatte 120 km hızla giden trenin üzerine sürmüştü. Kazadan çalışmam için
arta kalanlar sadece atın kıçı ve kovboyun şapkası idi. Şimdi kendisi ABD başkanı
"Abush."
* Bin atlı Tuna'dan geçerken çocuklar gibi şendik. Nerede şimdi o neşe?!
* Laiksiz demokrasi olmaz.
* Yüzbaşının hanımı emir eri ile birlikte, karlı bir havada pazara giderken buzdan kayar,
bacakları havada açık olarak sırtüstü düşer.
Hemen toparlanıp kalkar.
Emir erine:
- Mehmet çevikliğimi gördün mü?
Mehmet:
- Gördüm emme bizim köyde ona öyle denmez.
* Deprem ölçümlerinde meclisin ve Çankaya'nın altı sağlam çıkmış. Üstü de sağlam olsa!
* Temel, New York'ta tayfa olarak çalıştığı Türk şilebinden kaçarak Amerika'da yaşamaya başlar.
Yakalanırsa geri gönderileceğini bildiğinden her gün korku içindedir. Bunun için
bir Amerikalı ile evlenmeyi tek çare olarak görür. İngilizce bilen bir arkadaşına ilan yazdırır.
Arkadaşı ilanı yazar ve Temel'e okur:
- I'm seeking young girl to marry.
Temel arkadaşına çıkışır:
- Ula niyetimuzu o kadar açuk yazmayaydun da! Ayıp olayi...
* Şu Almanlar ne kalleş! Çoluk çocuk, yahudi fırında yakılırken bir Alman itiraz etmedi. Bugün insan hakları demokrasi öncüsüler..
* Kasabada trafik polisi kahveye girer:
- Asfalttaki bisiklet kimin?
Temel:
- Penum.
-Kaldır onu Unakıtan geliyor.
Temel:
- Pen pisikletu zincurle bağladum da...
* Sene 1960lar. Rahmetli H. Özdemir ile Almanya'dan araba ile
karlı dağları aşıp, İsviçre hududunda, gece küçük bir kasabada otele yerleştik.
Yemek salonuna indiğimizde birçok genç bira içmekte
"Nerden, kimsiniz?" diye sorgu sualdan sonra Türk olduğumuzu anladılar.
Alaylı bir şekilde "Siz içki de içer misiniz?" dediler ve bize birer duble bira
ısmarladılar, kadehleri kaldırıp sonuna kadar içtiler.
Biz tam bitirmeyince de bizimle dalga geçtiler. Bu durumda ben Halit'e odamızdan bir şişe su, bir şişe de
rakı getirmesini söyledim. Rakıyı onların masasına gönderdim. Suyu açıp bizim kadehlere doldurdum.
Onlara da "Hadi fondip!" dedim ve biz bardaktaki sularımzı bir nefeste bitirdik.Onlar da bizi taklit etti ve bu hareket defalarca tekrarlandı.
Ertesi sabah çok içen ve çok konuşan genci kütük gibi uyur vaziyette Wolswagen arabasına zor soktular.
Etraftan bize kızgınlık vardı. Çünkü kasabanın tek fırıncısıymış. "Yaşandı."
* İnsan kendi kendini terbiye edemezse, kimse edemez. (A. Münire)
* Amerika'da otuz sene evvel içkili araba kullandığı için, başkanlığı neredeyse kaybedecekti!?
Ya bizde...
*Adama büyük ikramiye çıkar,karısına "Gaziantep'te bir işim var,yarın gelirim" diyerek arabaya atlar,
Ankara'nın yolunu tutar.Tam Ankara'ya girecek telefonu çalar, arabayı kenare çeker,telefonu açar.
-Enişte ablamı kaybettik .
Adam telefonu kapar, koltuğuna yaskanır ve söylenir.
-Alahım verdikçe veriyosun..
*Ecevit af tasarısına karşı gelenlere "onların tuzu kuru" demiş.Kendinin birçok şeyi kuru.
*Bu verimli topraklarda bazen zararlı otlar da büyüyüp yeşerebiliyor.PKK gibi!
* Temel,askerliğini yapmaktadır.Bölüğe, yeni bir komutan gelir kendini tanıtır.
-Ben yeni komutanınız Ahmet Kırç.
Arasıra Askerlere ismini soyismini sorar.
Bir gün ön sırada olan Temelin önünde durur:
-Senin ismin ne aslanım?
-Temel, komutanım
-Benim ismim ne?
-Ahmet, komutanım.
-Soyadım?
Temel iki tarafa sallanır, kızarır bozarır.Bir şey söyleyemez.
Arkadan Cemal usulca:
-Arada R var,R var der.
Temel rahatlar:
-Gört, komutanım.
*Yaptığımız hatalara,bu bir ders oldu diye avunuruz.Bu son nefesimize kadar tekrarlanır.
*Temel kalp doktorundadır, muayeneden sonra doktor sorar:
-Temel bey, arasıra bayılma gibi,içinizin de geçtiği oluyor mu?
Temel:
-Olmaz mı doktor bey, bu kadar güzel varken..
*İnsanların birbirini taklit etmesi maymundan gelişimizin bir başka kanıtıdır..
Araştırmacı Temel'le Cemal kutba gidip, bir buz kütlesinin üzerinde çadırlarını kurarlar.
Aradan bir kaç gün geçer,buz kütlesi anadan kopup denizde yüzmeye başlar.
Günlerce buz üstünde gün geçirmektedirler.
Bir gece çadırdan çıkan Temel Cemal'e sevinçle bağırır:
-Kalk ula Cemal, kurtulduk. Titanic diye koca bir gemi yanaşıyor.
*Bir çok doktorun parası yetmiyor ki komisyon almak için hastaları, hastanelere ve
laboratuvarlara yöneltmektedirler!
*Medyada aydınlar sözünü işitiriz. Bunlar hangi okul mezunu,kim bunları aydın yapmış!
Kendi kendilerine gelin güvey olma yolundalar! Bakalım çocukları olacak mı..
*Yumurtlayan tavuk kesilmez derlerse de inanmayın; Ecevit'in hocası Hüsam keser.
*Fadime gebelik testi için hastaneye gider,doktor ismini ve bir kaç sual sorduktan sonra
- "SEVK" aldın mı?
Fadime utanır önünü bakar:
-Eçcik..
*Depreme yardım için gelen Japon, bilir kişiye güvenip binada kaldı.İkinci depremle hayatını kaybetti..
Güvenmenin cezası..
*AKP iyi bir iş yapıp liradan altı sıfırı kaldırdı.Fakat abartmacı siyasiler hala tirilyon,katrilyon!
Kim anlar kim yazabilir..
*Küçük Temel ile arkadaşları sınıfta aralarında kim daha zeki idi diye tartışıyorlar.
Küçük Temel:
-Ben çok zekiyimdir, üç aylıkken yürümeye başladım.
Dursun hemen atlar:
-Sen habuna zeka mi deyisun. Haçan ben üç yaşına kadar kendumi kucakta taşitmişudum daa..
-Türkiye de tüketen çok, üreten az. Nasıl büyürüz?
*Evin hanımı yeni işe başlayan hizmetçiye :
-Biz sabah 8 de kalkar 9 da kahvaltıya otururuz. Sen ona
göre hazırlan tamam mı?
-Ben uyanamazsam , siz kahvaltıya başlayın.
-Şu günlerdeki haberler yetmiyormuş gibi medya yalan sahte haberler de üretiyor..
Depremdeki çocukların yüzlerini kırmızıyla boyayıp 7.2 yazıyor..
Resimlerini çekip haber yapıyor! Ahlak eksikliği...
Bir zamanlar, bir ağabeyleri baklava çalan cocuklarla epeyi uydurma haber yapmıştı; meşhur da oldu..
Dünya bu: bir fizik alimi de bir hırsız katil de meşhur olabiliyor..
*Temel arkadaşı Recep ile kavga eder.
Neredeyse birbirlerine girecekler.
Recep, Temel ' e:
- Ula senun eşekten ne farkun var?
Temel göz ucuyla aralarındaki mesafeyi hesaplar:
- Eh iki karuş kadar..
-Akıl % 60,mantık %30 , tahmin kullanılmalı. Biz Türkler tersini yaparız.
-Eski padişahları iyi kötü diye sıralarız da eski başları hep iyi kabul eder, türbe yaparız.
-Gümrükten bir İngiliz, bir Fransız , bir de Türk geçmek için beklemektedir.
Gümrük görevlileri , valizleri kontrol etmeye başlar.
Önce İngilizin valizine bakarlar. İçinden 7 adet don çıkar.
Şaka ile ''Niye 7 tane '' diye İngiliz'e sorarlar.
-Türkiye de 1 hafta kalacağım. Her gün için 1 tane.
-Vay be ! Helal olsun medeniyete , adamlardaki temizliğe bak.
Sıra Fransızın valizine gelir.Açıp bakarlar , 8 tane don.
''7 yi anladık da niye 8?'' diye sorarlar.
Fransız
Hergün için bir tane , bir tane de yedek aldım der.
Sıra Temel e gelir.Bakarlar 12 adet don.
Ne varsa bizim insanımızda var . Şu medeniyete , şu temizliğe bak. Neden 12?
Temel
''Ocak, Şubat, Mart.....''
*Şu kürt kardeşler de üzüm yemeyi de sevmiyor, şu şiddeti bıraksalar da fabrikalar kurulsa
iş aş olsa onlara daha faydalı değil mi?
* Bugün Atatürk'ün ölüm yıldönümü.. Millet üzgün,birkaç kişi hariç.
İsmet Bey Atatürk'ün hastalığında ve cenaze törenine de gelmedi.
Heykelleri kaldırıldı,resimleri indirildi, para ve puldan resimleri çıkartıldı!
Deve kini...
-Adam komadadır ,yanında ise karısı
Adam karısına:
-İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün yanımdaydın.
Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm.
Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mululuğu ile
-Tabi hayatım.
Adam:
- Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın!!!!?????
* Piramit mezarların , piramit çatıların ve piramit objelerin eskiden kullanılmasının faydaları araştırılmalı....
*Kanunlar da cezalar da yalama....
Sizlerden de fıkra ve önerilerinizi bekliyoruz.
*Bir Alman, bir Fransiz ,bir de Temel gizli bir orgute uye olurlar, sorgulari baslar:
Ilk once Alman'a sorarlar:
-Ulkeni mi cok seviyorsun karini mi?
Alman: 'Tabi ki ulkemi'
-Tamam. Al su silahi icerde karin var git oldur..
Alman girer iceri 5 dakika sonra cikar.
-Vuramadim karimi daha cok seviyormusum..
Fransiza sorarlar.
Fransiz: " Ulkemi"..
Fransiz da olduremeden cikar.
-Karimi daha cok seviyormusum..
Temel iceri girer. Bir sure sonra icerden cikan Temel' e sorarlar:
-Ne oldu da içerde bu kadar kaldin?
-Ne olacak verdiginiz silah kuru siki ciktu, ben de sandalyeyle kafasinu kirdum...
Lafin tamami aptallara soylenir. ( S. Demirel'den)
*Bir huzurevinde hergece Azrail dolasir,yaslilardan birinin canini alir.
Zavalli yaslilar can derdine duserler.Sonunda toplanir durumu degerlendirirler.
Bir arada yatmaya, Azrail geldiginde ise bebek sesleri cikarmaya karar verirler.
Belki o zaman bizi cok genc gorur,canimizi almadan gider diye dusunurler.
O gece yarisi, Azrailin golgesi odaya duser.
Yaslilar hemen aglamaya baslarlar:
-Aguuuuu,ingaaaa,an ne bab ba,cuk cuk cuk.
Azrail sinirlenir:
- Hadi bakalim, birinizi attaaa!!..
-Mars dunyaya cok benziyormus,herhalde daha cok Turkiye'ye.
Mars'ta da hayat yok..!
*Bir turist Karadeniz de rehberi Temel e sorar.
-Sizde de yıkıcı Tsunami var mı?
Temel
-Bizde aile yıkıcı Rusinami var.
-İktidarlığı kaybetmek pahasına da olsa çürük binaları yıkacağız.
O zaman çok daha seneler iktidarlıkta kalırsınız.
*Türkiye de birçok işlere hülle tatbik edilir.
İnsan kopyalaması bizim için pek yeni değil; eskiden bazı kişilere insan müsvettesi demez miydik?
Hep bizim icatları kapıyorlar....
Matbaa, Noel Baba, yılbaşı, çamağacı gibi.
Brezilya ormanlaında yüze yakın dünya ile hiç alakası olmayan kabile tespit edilmiş Helikopteri ilk gören bunlar,
oklarıyla saldırmışlar.
Biliyoruz, bunlar da Türk de nasıl gitmişler , kim çağırmış.
-Şeriat cari olsaydı memlekette elsiz , kolsuzlardan geçilmezdi.
*Melek , cehennemde Bill Gates ' e sorar:
-Nasılsın Bill ?
-Korkunç , burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil , kızlar oynamıyor.
Güzelim kumsala noldu?
Melek :
- O ekran koruyucusuydu.
-Bir kıyak beyan :
Fazla zayet olsa dahi kendi potansiyelimizi görmek için şimdilik dış yardım almadık.
*Bir köye imam gelir.Çoktan beri imam görmeyen köylüler imamısıcak karşılar ve uzun zamandır yağmur
yağmadığı için imamdan yağmur duasına çıkılmasını isterler. Bilgili ve tahsili olan imam , duayla yağmur olmayacağını
söylese de köylülerin ısrarına dayanamayarak köy dışında yağmur duasına giderler. Tesaüf bu ya gök gürler, bulutlar gelir ve bol bol yağmnur yağar.
Köylüler hemen imama altın beşik yaparak eller üstünde köy yoluna koyulurlar. Yolda imama o kadar tezahurat yapılır ki
kendi de büyüklüğüne inanan imam , köylülere:
- Size kar da yağdırayım mı? Kar da yağdırayım mı?
- Bir yetkiliden beyan ve özür
Bu depremde size acele yardım edemedik. Hatalarımız oldu , inşallah gelecek depremde çok iyi yardım
yapacağız.
*Bülent Bey Hüsamı çağırır, bir kutu viagra almasını söyler.
Eczaneden eli boş dönen Hüsam :
-Efendim reçete istiyorlar.
Bülent Bey cüzdanından bir resim çıkartır ve zarfa koyup yapıştırır.
- Git bu zarfı eczacıya ver.
Zarfı açıp resmi gören eczacı iki kutu verir! ?
-13 yaşındaki kız çocuguna 26 kişi tecavüz etti .
Hakmilerin kararı kız kendi isteği ile kabul etti, kararına vardı.
Demek ki Türkiye de adalaet bu.
Zaten adalete karşı bir şüphe vardı bu kararla tam tüy dikilmiş oldu.
*Gorbachev , baba Bush ve Özal, Tanrı'nın huzuruna çıkarlar.
İlk soruyu Gorbachev sorar :
- Tanrım benim halkım ne zaman huzura kavuşucak?
Cevap:
- 100 sene sonra
Gorbachev ağlamaya başlar:
- Ben göremeyeceğim.
Sıra baba Bush ta , O da aynı soruyu sorar.
Cevap:
- 50 sene .
O da ağlamaya başlar. 'Ben göremem' diye.
Özal da 25 sene diye bekler, aynı soruyu sorar.
TANRI AĞLAMAYA BAŞLAR.
- Sigara içen bir kadın, erkeğin gözünde % 20 kadınlığını kaybeder.
Wikipedia: "Ben herşeyi bilirim"
Google: "Ben herşeye sahibim"
Facebook: "Ben herkesi tanırım"
İnternet: "Ben olmasam bir hiçsiniz"
Elektrik: “Hadi len oradan!..”
C. ATEŞ
Temeli asacaklar son sözünü sorarlar.
-Temel bu baa iyi bir ders olayi ....
*Biz derslerle avunuruz.
Temel e bir fıkra anlatırlar. Anlamaz, gene anlatırlar. Sonunda bak Temel son defa anlatıyoruz
iyi dinle derler, son defa anlatırlar.
Temel; kendini yerden yere vurup gülmeye başlar.
Anlatan, Temel abartma o kadarda komik değildi deyince
Temel
-Uşağum ben genede anlamadum da kendi eşşekliğime güleyrum....
En hakiki mürşid ilimdir.
M. Kemal
Buruk Cumhuriyet Bayramınızın Kutlu Olsun.
Ne mutlu Türkiye vatandaşıyım diyene !
-Bir Fıkra
Temel , Cemal , Dursun inşaat şirketi kurarlar.
Cemal kum, Dursun çimento , Temel de demir alımından mesul olur.
İnşaat biter 3.0 büyüklüğünde depremle bina yerle bir olur.
Cemal ;
-Gitti kumum..
Dursun ;
- Gitti çimentom diye ağlarlar.
Temel köşede kendi kendine söylenir. Ula demir kullansaydım bende bu salaklar gibi ağlayacaktım....
Not: Suç yalnız çürük bina yapanda mı? Buna göz yumanlarda mı?
Biz torpaktan körpüde yaparız..